Don’t Break, Don’t Break My Heart
3 Mayıs 2008
Don’t break, don’t break my heart
And I won’t break your heart-shaped glasses
Little girl, little girl you should close your eyes
That blue is getting me high…
| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Apr | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
Don’t break, don’t break my heart
And I won’t break your heart-shaped glasses
Little girl, little girl you should close your eyes
That blue is getting me high…
Ders çalışamıyorum. Saat 1 oldu ama ben hala çalışamıyorum. Oysa bu akşam çalışmaya söz vermiştim. Sözümü tutamıyorum
P.S. Sınav çok kötü değildi.
Ve hala daha hiç JAVA çalışamadım. Off, B. Msn e gelse de konuşsak bari. Çok sıkıldım
Geçen gün ah aldığımdan bahsetmiÅŸtim. Saçmaladığımı fark ettim. O kiÅŸi bile saçmaladığımı düşünüyorsa saçmalamışımdır. Bu yüzden bu konuya aklımı yormayacağım o kiÅŸiyi de ne kadar istese de asla görmeyeceÄŸim. Åžuan Litvanya’daki tek amacım bir an önce bu dönemi tamamlamak ve evime dönmek. Biliyorum eve döndüğüm zaman her ÅŸey çok güzel olacak ve ben çok mutlu olacağım ![]()
Daha önce salı günü olan Object Oriented Programming with Java dersinin sınavını geçmem gerekiyor. Umarım bunu becerebilirim. Beni seven herkes bana şans dilesin.
Heni derler ya birisinin ahını almak diye. Ben bunu gerçekten de yaÅŸadım. Size aşık bir kız var ama siz onu sevmiyorsunuz, sevemiyorsunuz. Ona karşılık vermeyi deniyorsunuz ama yapamıyorsunuz çünkü aklınız baÅŸkasında. O aÄŸlıyor üzülüyor, yaÅŸamak istemediÄŸini söylüyor ama siz hiç bir ÅŸey yapamıyorsunuz. Sadece üzgünsünüz ama elinizden bir ÅŸey gelmiyor. İşte ben bir kızın bu ÅŸekilde ahını aldım. O beni affettiÄŸini söylüyor. Benim suçum deÄŸilmiÅŸ ama ben çok üzgünüm. En başından hiç umut vermemeliydim. Tanrım beni affet…
Saat gece 3.59 ve ben bu yazıyı yazmaya baÅŸladım. Gecenin bir yarısına kadar dizi izleyip saat 3.00 civarı yattım ama uyuyamıyorum. -Ah canım Mac’im az önce sesli uyarı sistemiyle bana ‘IT’S FOUR HOURS’ dedi.- Yatağımda dönüp duruyorum. İçimde tuhaf bir huzursuzluk var. Uykusuzluk la da birleÅŸince yine aklım bana oyunlar oynuyor. Çenemin sol üst tarafındaki çiÄŸneyici diÅŸler sorun çıkartacak gibi. Bir tür yara oldu. Sanırım dişçiye gitmem gerekecek. Off ÅŸu diÅŸlerden çektiklerim bir sona erse bayağı mutlu olacağım. Artık buralardan sıkıldım. Eve dönmek istiyorum. Daha önce hiç bir zaman eve dönmeyi böylesine istememiÅŸtim. Åžu dönemi bir bitirsem direk eve döneceÄŸim. ÖzlediÄŸim çok fazla ÅŸey var ama sadece bir kaç kiÅŸi.
Saat gece 4.04 ve ben bu yazıyı yazmayı bitirdim.
Beynimdeki düşünceler yumağını kusmak istiyorum ama o kadar büyük ve karışık ki onu bir türlü oradan çıkartamıyorum. Kafatasımı açsalar acaba onu oradan alabilirler mi? -Ah bu arada aklıma geldi sitenin alan adı tescili parasını yatırmam gerekiyordu. Onu unutmadan bugün yatırayım bu yazı bitince.- Åžu an hayatım çok karışık. Aklım çok karışık. Bütün her ÅŸey koca bir yumak oldu ve yumak dolandı. Yumağı çözüp bir ÅŸeyler yapamıyorum. Ah bir yapabilsem ne kadar da güzel olurdu. Öncelikle dersler büyük bir yumak. Yarın akÅŸama kadar bitirmem gereken bir pazar araÅŸtırması. Pazartesi iki, salı bir tane sınavım var ve bu sınavlara gerçekten de çalışmam gerekiyor. Onun dışında polis bana saldıran beyinsizi bulabilecek mi? Aklımda saldırı ile ilgili detaylar dönüp duruyor. Ve bütün bunların arasında bana umut veren birisi var. Kaç yaÅŸ büyüğüm ben kendime umut veremezken o nasılsa bana umut verebiliyor. Söylemekten de nefret ediyorum ama en başından beri buraya gelmeme karşı olduÄŸu için haklı da. Yıllardır aklımda dolanan yumağın belki de en karmaşık düğümlerinde o var. Ben artık bu yumağı çözmek istiyorum. Ama sabretmeliyim. Sabret Cihan, bu dönem bitip evine dönene kadar sabret. Ve inan o zaman her ÅŸey çok güzel olacak ve nihayet düğümler çözülecek. Yani en azından umarım…
Paskalya tatilinde Amsterdam, Brüksel, Luxembourg ve Paris’i içeren ufak bir gezi yaptım ama malesef bu gezilerle ilgili hoÅŸ ÅŸeylere yazamıyorum size. Çok daha farklı ve kötü ÅŸeyler oldu. Size bunları yazacağım.
Geçen Cuma Vilnius’da Transylvania’da ırkçı bir salağın saldırısına uÄŸradım. Olayın detaylarını yazacak mecalim yok. Sonuç olarak beÅŸ diÅŸim kırıldı ve yüzümde ufak berelenmeler var. Åžuan İzmir’deyim diÅŸlerimi yaptırdım. Eskisi kadar güzel gözüküyorlar ama ben insanları anlayamıyorum. Neden hala bu kadar ilkeliz? Neden bu ırksal ayrımlar? Sadece buna yanıtı olan var mı diye merak ettim.
Dün akÅŸam Evelina, Przemek ve ben Posh a gittik. Çok methini duyduk had bir deneyelim dedik. Gitmeden önce Posh’ta selection olduÄŸunu biliyorduk. Bir gün önce yurttan iki Ukraynalı kız gitmek istemiÅŸ. Bir tanesinin kıyafetlerini beyenmemiÅŸler, diÄŸerine ise git erkek arkadaÅŸ bulup gel demiÅŸler. Eh bir selection olduÄŸunu duyunca düzgün bir ÅŸeyler bekliyorsun aslında ama pek de öyle çıkmadı. Üçümüz de son derece karizmatik insanlar olduÄŸumuzdan bizim selection ile ilgili bir sorunumuz olmadı. İçeri girdirk birer Guiness alıp oturmaya baÅŸladık. saat 00.00 ‘a kadar ortam baya sıkıcıydı. Geceyarısı dansçı hatunların platformlara çıkmasıyla ortam biraz eÄŸlenceli hale geldi ama selection konusunda takık kaldım ben. Çünkü içerisi 16-22 kız ve 28+ erkek doluydu. Özellikle çoÄŸu erkek mal gibi oturuyordu ve dans etmiyordu. Erkeklerin bir yerde dans etmemesinin beni rahatsız edeceÄŸi hiç aklıma gelmezdi. Bir yerde selection olunca daha iyi bir kalite bekliyorsun ama malesef bu seferki bira hayal kırıklığıydı. HoÅŸ erkeklerin dans etmemesi baÅŸka açılardan çok iÅŸime yaradı
ama konumuz bu deÄŸil.
Çok sıkıldım. Gerçekten de çok sıkıldım. Dışarı çıkmak istiyorum ama bilemiyorum. Ne yapacağıma dair hiç bir fikrim yok ve çok sıkıldım.